İkincil Travma
 

İkincil Travma

 

Travma nedir? Ruh sağlığı çalışanlarını bekleyen tehlikelerden ikincil travma nedir? İkincil travmayla başa çıkma yöntemleri nelerdir?

 

Bireyler günlük hayatlarında deneyimleri dışında kalan olaylara maruz kaldıklarında bu olaylar travmayı oluşturur. Travmatik deneyim bir asimilasyon ya da dissimilasyon sürecinden geçer. Örneğin tecavüze uğrayan bireyler, “başıma bu olayın gelmesi benim yüzümden, demek ki bütün bildiklerim yanlış, bugüne kadar hiçbir şeyi tam öğrenememişim, ben yanlış zamanda yanlış yerde olmasaydım başıma bu olaylar gelmezdi” gibi düşüncelere kapılabilir bu şekilde bilgiyi çarpıtarak yaşanan deneyimi mevcut şemaları içine oturturlar. Travmanın kendisi kadar önemli olan şey travmanın nasıl algılandığıdır. Bu nedenle travmanın uzun dönem etkilerini önlemek için yapılacak girişimlerden biri travmanın hemen sonrasında kişinin başına gelenleri, aynı olayı yaşamış başka kişiler veya bir uzmanla paylaşmasını sağlamaktır.

 

Bireyin hayatındaki travmatik bir yaşantı yalnızca yaşantıya maruz kalmayla değil, bireyin ilişkide bulunduğu kişileri de etkileyebilmektedir. Travmaya birincil maruziyet ile ikincil maruziyet karşısında verilen tepkilerin birbiriyle oldukça benzeştiği öne sürülmektedir. Birincil maruziyette algılanan tehdit özneye yönelik iken, ikincil maruziyette tehdit etkileşimde bulunulan bir kişinin travmatik yaşantısı ile ilişkilidir. Travmaya ikincil olarak maruz kalmış bireyde travmatik olayın odak noktası olan kişinin deneyimlediği gibi yetersiz eğitimsel donanımla travmatik vakalarla çalışan ruh sağlığı uzmanlarında, yeniden yaşama, artmış uyarılma, kaçınma, kaygı, kişilik çözünmesi, kopma ve yetersiz hissetme belirtileri gösterebilir ve günlük hayatını sürdürmekte zorluk yaşayabilir. Kısacası, örseleyici olay dolaylı yoldan maruz kalan birey üzerinde de en az birincil maruziyeti yaşamış kişi kadar etki bırakabilir. Kişisel travma geçmişine sahip olmanın ikincil travmatik stresi geliştirmede büyük etkisi vardır. Meslek elemanlarının birtakım önlemler alarak ikincil travmatik stresin olumsuz etkilerinden korunmaları mümkündür. Mesleki deneyimin ikincil travmatik strese karşı koruyucu bir etken olduğu ancak çok fazla travma mağduruyla çalmanın bu sendroma neden olduğu bilinmektedir. Bu sendromdan korunma yöntemlerinden bahsederken sendromun önlenebilirliği ile ilgili üç adım mevzu bahistir. İlk aşama farkındalık çalışmaları ve öz bakım planlamaları ile ilgili eğitim, ikinci aşama çalışanların destek grupları, süpervizyon ve konsültasyon desteklemesi gerekliliği, üçüncü aşamada ise çalışanların bilinçlendirilmesi ve bireysel terapi yöntemleridir. Bu alanda çalışanların eş duyum yorgunluğu ve ikincil travmatik stresin belirtilerini tanıyabilmeleri birincil düzeyde koruyucu olacaktır.

 

KAYNAKÇA

Aker AT, Hamzaoğlu O, Boşgelmez Ş (2007) Kocaeli-Ruhsal Travma Kısa Tarama Ölçeğinin (Kocaeli-kısa) geçerliği. Düşünen Adam, 20:172-178.

Zara A, İçöz Fj. Klinik Psikiyatri 2015;18:15-23

 

 

Uzm.Psk. Damla KANKAYA

Psk.Öğr. Sefa TEMURTAŞ

 

 

 

 

MAKALELER