Çocuklara Sinirlenmeden Doğru Sınır Koyma
Ebeveynlerin bir kural ve beklentiyi öğretebilmek için kullandıkları sürece sınır koyma denir. Sınır koyma aynı zamanda çocuğa bakım veren kişinin, çocukla aralarındaki güvenli ilişkiye zarar vermeden, çocuğun davranışlarını kısıtlamasıdır. Burada aradaki güvenli ilişkiyi koruma çabası oldukça önemlidir. Çünkü eğer bakım veren kişi ile çocuk arasında güvenli ve yakın bir ilişki yoksa sınır koyma davranışının etkili olması da beklenemez.

 

Bazı ebeveynler bu eğitimi ağır cezalarla verir. Bazıları da yumuşak yöntemler kullanarak hatırlatma ve iknâ etme yolunu seçer. Bu iki yöntem arasında gidip gelen ebeveynler de vardır. Bazıları da net ve açık mesajlar verirler. Yöntemler farklı olabilir ama mesajımızı vermek için aynı araçları kullanırız; sözlerimiz vedavranışlarımızı. Bu iki mesajdan biri net değilse iletişimde kopukluk olur. Örneğin; ”Oynamadan önce odanı temizle.” dediğimizde sözlerimiz davranışlarımızla uyuşmuyorsa ve çocuk odasını temizlemeden oyuna gidiyor, onun görevini anne yapıyorsa çocuk, koymak istediğimiz kural ve ondan beklediğimiz şey hakkında belirsiz, karmaşık bir mesaj almış olur. Sözlerimiz ”Odanı temizle.” derken davranışlarımız, ”Odanı temizlemesen de olur.” demektedir. Asıl kural hangisi? Asıl kural, ”Odanı temizleme zamanı” deyip hemen akabinde davranışımızla ”Ali veya Ayşe, şimdi odanı böyle temizlemen gerekir.” şeklinde ifade edip bunu göstermemiz gerekir. Emirli ve olumsuz cümle kullanmak yerine, bir yönerge açık, net, olumlu ve anlaşılır basit bir şekilde ifade edilmelidir ki çocuk kendini bir birey ve değerli olduğunu hissedebilsin.

 

Dokuz yaşındaki bir çocuğun, arkadaşına vurduğu için okuldan evine gönderildiğini düşünelim. Babası ona uzun uzun nutuk çekiyor ve sonunda bir tokat atıyor. Çocuk babasının kuralını nasıl algılamıştır? Babası sözleriyle, “Okulda söz dinlemelisin.” diyor ama şiddet uygulayarak farklı bir mesaj veriyor: ”Vurmak sorunları çözer.” Sınırlar Neden Önemlidir? Sınırlar, çocukların hem kendilerini hem de yaşadıkları ortamı kavramalarını sağlar; onlara keşif ve öğrenme fırsatı sunar. Koyduğunuz sınırlar yol gösteren levhalar gibidir. Sanıldığı gibi sınırlar, çocukların haklarını kısıtlamak, onlara baskı uygulamak değildir.

Çocuklar neden sınırlara ihtiyaç duyarlar?

Sınırlar, çocuklara korundukları, güvende oldukları ve değer verildikleri duygusu kazandırır. Aile içi kurallara uymalarını, işbirliği yapmalarını, otoriteye saygı duymalarını sağlar. Sorumluluk kazandırır. Sınırlar, onaylanan davranışları tanımlayan, çocuğa hatalı davranışlarını düzeltme fırsatı veren eğitici ve öğretici bir etkiye sahiptir.

 

Sınırlar, çocukların araştırma yapmasını sağlar. Sınırlar etkili ve uygun bir şekilde ise çocukların araştırma yapmalarına yardımcı olur. Çocuklar sınırlarımızı yaklaşık olarak bir yaşlarına doğru keşfetmeye başlarlar ve bu süreçte en önemli araştırmalarının cevabını ararlar.

“Doğru olan nedir?” 
“Hangisi yanlıştır?” 
“Yetkili kimdir?” 
“Ne kadar ileri gidebilirim?” 
“Çok ileri gittiğimde ne olur?”

 

Sınırlar onaylanan davranışları tanımlar. Bir kuralın sonucunda ne oluyor ise o bizim onayladığımız davranıştır. Çocukların ilerlemeleri beklenen yolun hangisi olduğunu anlamaları için net sınırlara ihtiyaçları vardır.

Sınırlar ilişkileri tanımlar. Çocuklar, yetişkinlerle ilişkilerinde ne kadar güç sahibi olduklarını ve bu ilişkiyi ne kadar kontrol edebildiklerini, gün içinde yetişkinlerle etkileşimde bulunurken araştırma yaparak keşfederler. Bu araştırmaların çoğu evde yapılır. Evde öğrettiğimiz kurallar, dış dünyada onaylanan davranışlar açısından standartları oluşturacaktır. Çocuklar güç, kontrol ve otorite konusunda evde gözlemlediklerini hiç kaçırmazlar ve davranışlarını buna göre ayarlamayı öğrenirler. Çocuklar sınırlar sayesinde toplum kurallarına uymayı ve anne-baba otoritesini öğrenirler. Örneğin, okula ilk başladığında karşısına çıkan toplum kurallarına uymayı, olumsuz duygularla başetme becerisini evde edindiği deneyimlerine göre şekillendirir. Çocuklar sınırlar sayesinde kendilerini güvende hissederler. Kendisine veya başkasına zarar verebileceği durumlarda anne-babasının kendisini durduracağını bilmenin rahatlığını yaşar.

Sınırlar güvenlik sağlar. Düşünün ki üç yaşındasınız, henüz tabureye basmadan musluğa ulaşamıyorsunuz. Tüm bakımınızı başkaları sağlıyor, ama ebeveyninize bir şey söyleyince yapıyorlar. Onlar size bir şey söyleyince küsüp somurtuyorsunuz, onlar da vazgeçiyorlar! Neler hissederdiniz? Gücün sizde olduğunu mu? Evet. Güvende olduğunuzu mu? Pek sayılmaz. Çocukların pek çoğu için ebeveynlerinden daha güçlü ve kontrol sahibi olduklarını hissetmek rahatsızlık verici bir durumdur. Saygılı sınırların belirlenmesi çocuklara güçlü mesajlar verir: Ben senin annenim, babanım. Bana güvenebilirsin, sana doğru yolu gösteririm.

Sınır belirleme dinamik bir süreçtir. Çocuklar büyür ve değişir. Değiştikçe de daha çok özgürlük, ayrıcalık ve sorumluluk yüklenmeye hazır hale gelirler. Çocuklar, çevrelerini keşfetmeye, becerilerini geliştirmeye, yeni yetenekler kazanmaya ve bağımsız olmaya fırsat bulmalıdır. Onların işi budur. Bizim işimiz de bu normal gelişim sürecini engellemeden, onlara destek olacak sınırlar koymaktır.

Çocuklar Kurallarınızı Nasıl Öğrenir?

Net mesajlar ve etkin davranışlar, sınırlarımızı öğretmenin en iyi yoludur. Çocuklar kuralları ve onaylanan davranışları bilerek doğmazlar. Bu da öğretme ve öğrenme süreciyle, zamanla kazanılır. Bizim işimiz öğretmektir. Görevimiz, kurallarımızı en açık ve net biçimde anlatmaktır. Çocuklar biz yetişkinlerden farklı olarak somut yollarla öğrenirler. Biz kurallarımızı iki temel yoldan öğretiriz, sözlerimiz ve davranışlarımızla. İkisi de bir ders verir ama somut olan davranışlarımızdır. Sözler değil, davranışlarımızı kuralları belirler. Sözlerimizle davranışlarımız uymadığında çocuklar, sözlerimizi duymazdan gelmeyi ve inançlarını deneyimlerine göre ayarlamayı öğrenirler.

Sınır koymayı güçleştiren durumlarda da bütün çocuklar kurallarımızı ve beklentilerimizi belirlemek için sınırları zorlarlar. Bu normaldir ama tüm çocuklar aynı denemeleri yapmazlar. Çocuğun mizaç özelliklerinden kaynaklanan güçlükler araştırma yöntemlerini ve ebeveynlerinin sınırlarını zorlama derecesini etkiler. Bunun yanı sıra çocukla ebeveyn arasındaki olumsuz ilişki sınır koymayı güçleştirmektedir. Sınırlarımız, günümüzde birçok ebeveyn, çocuklarının yanlış davranışlarını durdurmak için yanlış sinyaller göndermektedir. Dur işaretinin gerçekten durmayı zorunlu kılmadığını, “hayır”ların aslında “evet” ya da “olabilir” anlamına geldiğini göremezler. Çoğu durumda sorun, sınırlar konusunda net olmayan iletişimden kaynaklanır.

Aile içi etkisiz iletişimin dinamikleri:

1. Tekrarlama ve hatırlatma
2. Konuşmalar, nasihatler ve nutuk çekmeler
3. Yanlış davranışı görmezden gelme
4. Net olmayan mesajlar
5. Etkili bir model oluşturamama
6. Pazarlık
7. Tartışma ve çekişme
8. Rüşvetler ve özel ödüller
9. Ebeveynler arasındaki tutarsızlık
10. Arkadan takipte etkili olamama

 

 

“Etkisiz Sözel Mesaj” Örnekleri:
“Banyo zamanı geldi, tamam mı?” 
“Hiç olmazsa bir kez biraz nazik olmayı deneyemez misin?” 
“Bana bir iyilik yapıp, bir kez benimle işbirliği yapmaz mısın?” 
“Telefonda olduğumu görmüyor musun?” 
“Daha yumuşak bir sesle konuşsan, bebeği uyandıracaksın” 
“Tavırlarını beğenmiyorum.” 
“Artık bu kadar yeter!”

 

“Etkisiz Davranışsal Mesaj” Örnekleri:
Çocukların dağınıklıklarını onların yerine toplamak. Çocuklar kendileri giyinebilecekken onları giydirmek. Vuran bir çocuğa nasıl bir duygu olduğunu anlaması için ona vurmak. Sizin keyfiniz yerindeyken, kabul edilemeyecek bir davranışı görmezden gelmek.

İster ebeveyn, ister öğretmen olun yetişkin olarak çevresinde değişiklikler yaparak çocuğunuzun davranışını değiştirebilirsiniz. Çocuğunuzun olumlu davranışını desteklemek için ortamı hazırlayarak ya da çevre düzenleyerek ona ”uygun” olarak tanımladığınız davranışı sergileme fırsatı vermiş olursunuz. Çevre düzenlemesi, olumsuz davranışı olumlu bir şekilde değiştirmenin etkili ve basit bir yoludur. Burada, çocuğunuzun davranışını etkileyen çevreyi fark ederek çocuğunuzu destekleme söz konusudur.

Çocuğunuzun Uygun Davranışlar Gösterdiği Zamanlar Yakalayın

Çocuğunuzun sevdiğiniz ya da istediğiniz, uygun bir davranış yaptığında ve bunu tekrarlamasını istediğinizde çocuğunuzun bunu bilmesini sağlayın. Bunun için sözel övgüler kullanın. Sözel övgüler kullanmak, çocuğunuzun uygun bir şekilde davranmaya devam etmesini sağlayan en iyi yoldur. Bu aslında, uygun davranışın devam etmesi için çocuğunuzun çevresinde neyin olumlu olduğunun farkına varmasıdır.

”Bugün benimle çok güzel oynadın yada çalıştın.”

”Oyuncağını paylaşman çok hoşuma gitti.”

”Seninle oyun oynamak, seninle kitap okumak gerçekten çok eğlenceli.”

” Oyuncaklarını, odanı temizlediğin için teşekkürler.”

” Etrafı toplamamda, masayı hazırlamamda bana yardım ettin.”

” Sessizce okuman, oyuncaklarınla oynaman çok hoş.”

 

 

Çevre Düzenlemeye Önem Verin

Çocuğunuz ilgi gösterdiği, sevdiği nesne oyuncak ve etkinliklerle çevresini (odasını, oyun alanı) düzenlemeniz, uygun olmayan davranışı önlemenin ve durdurmanın en etkili yollarından biridir. Çocuğun yakın çevresinde, çocuğa farklı etkinlikler, oyuncaklar ya da araç gereçler sağlayarak çevreyi zenginleştirebilirsiniz.

Çevredeki Uyaranları Azaltın

Bazen çocuk, çok kalabalık olmayan bir çevreye ihtiyaç duyar. Evde bunun en iyi örneği yatma zamanıdır. Bazen çocuğunuz uyumak üzereyken, çocuğun çevresinde aşırı uyaranlar ya da çocuğun rahatsız edici şeyler olabilir. Bu strese neden olabilir ve stres kendini olumsuz davranış olarak gösterebilir. Örneğin, gürültü gibi rahatsız edici etkenleri azaltarak çocuğunuzun daha uygun davranmasına yardımıcı olabilirsiniz. Ayrıca, çocuğunuza evde oyun alanları düzenlemek çocuğunuzun olumlu bir şekilde davranmasına yardımcı olur.

Çevreyi Sadeleştirin

Çocuklar hareket alanlarını sınırlandıran bir çevrede uygun olmayan davranışlarda bulunabilir. Uygun olmayan davranışlar (fırlatmak, kaçmak, ağlamak, veya bir dizi rahatsız edici davranış) çocukların bazen yardım bazen de sakinleşmek istedikleri anlamına gelebilir. Bu nedenle çocuğunuzun sizin yardımınız olmadan rahat hareket edebileceği ve etkinliklerde bulunabileceği şekilde çevreyi sadeleştirerek düzenlemeniz uygun olmayan davranışları önlemenize yardımcı olabilir.

Oyun Alanlarını Belirleyin ve Sınırlandırın

Bazen evinizde çocuğunuzun özgürce oynayabileceği bir bölge ya da alan düzenlemek size yardımcı olur. Bu yer, çocuğunuzun gürültü yapabileceği, oyuncakları ile rahat oynayabileceği bir yer olabilir. Böyle özel bir oyun alanı sağlayarak, çocuğunuza özgürce davranabileceği bir yer oluşturmuş ve bazı etkinlik ya da hareketleri evin başka bölümlerinde yapmaması gerektiğini de göstermiş olursunuz.

Güvenli Bir Çevre Oluşturun

İlaçları, kesici aletleri, temizlik malzemeleri gibi çocuğun güvenliğini tehdit edebilecek zararlı maddeler ya da tehlikeli, yetişkin gözetimi gerektiren araç gereçler çocuğun ulaşamayacağı yerlere kaldırma, çocuk için güzenli ve sağlıklı bir ortam düzenlemek demektir.

Bir Etkinliği Diğer Bir Etkinlikle Değiştirin

Eğer çocuğunuz evde istemediğiniz bir davranışı yapmak üzereyken görürseniz, ona oynayabileceği, sevdiği, ilgi gösterdiği başka şeyler verin ya da etkinlikler sunun. Eğer çocuğunuza eğlenceli bir alternatif sunmadan, yapmak üzere olduğu olumsuz davranışı engellerseniz, ağlama ve kızgınlık tepkileri (öfke nöbeti) ile karşılaşabilirsiniz. Sakin bir şekilde seveceği ya da ilgileneceğini bildiğiniz bir alternatif sunarsanız, çocuk genellikle bunu kabul edecektir. Bir diğer yardımcı strateji ise, çocuğunuza iki farklı seçenek sunmaktır. Bu durumda çocuğun dikkati dağılır ve siz ona istediği, hoşuna gideceği seçenekler sunarak, istediğine sahip olmasını sağlayabilirsiniz.

Çevresindeki Değişikler İçin Çocuğunuzu Hazırlayın

Olası değişikliklere önceden çocuğunuzu hazırlayarak pek çok uygun olmayan davranışa engel olabilirsiniz. Örneğin, evde çocuğunuzu uykuya hazırlarken 5 dakika sonra ”uyku zamanı”; okula gitme zamanından birkaç dakika önce ”birazdan okula gitme zamanı” yemek yedirmeden önce ” yemek zamanı” diyebilirsiniz. Eğer olaylar gerçekleşmeden önce çocuğunuzun olacakları bilmesini sağlarsanız, çocuğunuz değişikliklere daha kolay uyum sağlayacaktır.

Böylelikle, çocuğunuza hoşlandığı ve yoğunlaştığı bir etkinlikten ayrılma zamanının geldiğini önceden söylediğinizde, onun önündeki zaman içerisinde gerçekleşecek değişikliklerin farkına varmasına ve iş birliği yapmasına yardımcı olursunuz.

Kaynak:

1.    Robert J. Mackenzie, Çocuğunuza Sınır Koyma, Yakamoz Yayınları

2.    Ali Çankırılı, Çocuklara Söz Geçirme Sanatı, Zafer Yayınları

3.    Yrd. Doç. Dr. İbrahim H. Diken, Erken Çocukluk Döneminde Davranış Problemleri İle Başetme, Maya Akademi

 

Uzm.Psk.Emre SIPAHIOGLU 

 

 

 

 

 

MAKALELER